Zuhal'in Müzesi

30 Kasım 2010 Salı

Safranbolu Hatırası


Bu kurban bayramında tabiki yine Zonguldaktaydık. Bu defa küçük değişiklik yaparak Safranbolu gezisi yaptık. Çok keyifli bir yer Safranbolu. Her gittiğimde ilk defa görüyormuş  gibi keyif alıyorum.

Safranbolu Unesco'nun kültür mirası listesinde  de yer alıyor. Eski evleri ve kanyonu görmeye, lokumları da yemeye değer.

Özellikle demirci ustalarının olduğu sokak ayrı bir keyifli.


Benim ve hatta bizim ailenin kadınları gibi kumaşlara, örtülere meraklıysanız taş baskı örtüler tam size göre. Fiyat aralıkları çeşitli.


Safranlı sabunlar, kolonyalar, lokumlar...Mevcut hediyelik her ürünün safranlısı mevcut.

Hediyelik el havluları...Fiyatları 1 tl'den başlıyor.

Safranbolu evi modelli magnetler...

En sevdiğimiz örtü ve baskı-desen buydu...


Meşhur Cinci Han...


En çok zaman geçirdiğim bakırcı ve demircilerin tezgahları, dükkanları...







Kanyon...








Not:Yine giderim :))

29 Kasım 2010 Pazartesi

banyo seti süsleme

İstanbul'da yalnız yaşayan restoratör arkadaşım Aygül'ün mesleğini cümle içinde kullandıktan sonra ne kadar maharetli olabileceğini anlatmama gerek yok. Kendisi bugüne bügün hiç terzilik bilmeden abiye dikmiş bir bayan. Büyük bir sabırla herşeyi daha da güzelleştirmeye çalışan kişiliği sayesinde ortaya bu banyo seti çıkmış. Evindeki sıradan bir banyo aynasını ve çerçevesini kendir ipiyle süslemiş. Eeee hiçbirşey sıradan kalmamalı, mutlaka kendimizden bir iz taşımalı. :))

Aygülcüm için  bu banyo seti devede kulak ama  benim için fotoğraflamış ve hatta yapım aşamalarını da yazıp bana mail atmış. Malum ben payşalmayı seviyorum :)) Yazısını benim mailime gönderdiği şekilde paylaşıyorum. Ve tam da buradan Aygüle çok çok teşekkür ediyorum çalışmasını benimle paylaştığı için...Çalışmalarının devamını bekliyorum... 

''merhaba canım umarım beğenirsin tarifi aşağıda resimlerde ekte sevgiler....

Malzemeler:
- 1 adat ayna
- 1 adet havlu askısı
- 1 top ip
- kağıt
- makas
- silikon tabanca ve silikon cubuklar

Yapımı: Herhangi plastik ayna setinize elinizde bulunan iplerle şekil verebilirsiniz. Benim elimde kendir ipi vardı ve bununla kağıt üzerine spiraller yaparak yapıştırdım. Elimdeki ayna üzerine sıra sıra şeritler halinde ipleri silikon tabanca kullanarak yapıştırdım ve bunların üzerine küçüklü ve büyüklü olarak hazırladığım spiralleri silikon tabanca yardımı ile tutturdum. Ayna süsüm hazır oldu. Havluluk için de birbirini takip edecek şekilde ve hiç boşluk bırakmadan kendir ipi üzerine sardım ara ara silikon tabanca yardımı ile yüzeyine yapıştırdım. İşte bu kadar kolay ve sonuç karşnızda.''




8 Kasım 2010 Pazartesi

Çiçekli kitap ayraçları...

Sevgili arkadaşım Rızkat yaşadığı o kadar hengamenin arasında boş durmamış bu güzel kitap ayraçlarını  yapmış. Onun böyle marifetli oluşunu görmek  kendi tembelliğmi hatırlatıyor bana. Aklımdan bir sürü şey geçirmemi ama hiçbirini yapamayışımı...









İşte o güzellikler...


Ayraçlarda görmüş olduğunuz çiçekler kuşe kağıttan yapılıyor ve ortasına bir kumaş parçası ve boncuk yerleştirilerek tamamlanıyor.  Dilerseniz kağıt yerine karton da kullanılabilir. Kitapların arasına girecek olan bölümün karton olması daha uygun.  Resimde görmüş olduğunuz siyah çiçekli ayracın alt bölümü, bir yüzü kağıtlı magnet mesela. Elde hangi malzeme varsa o kullanılmış. Dilersem kaybolmasın diye  buzdolabıma yapıştırabilirim. :))


Mor çiçekli ayraç resimde de görüldüğü gibi kitap sayfalarının köşelerine yerleştirilebilecek şekilde tasarlanmış. Üçgen parça mor kartondan yapılmış. 


Siyah çiçekli kitap ayracı artık benim. :))

4 Kasım 2010 Perşembe

kısayol tuşu

Hayatımızın da bir kısayol tuşu olsa fena olmaz hani...Ordan biyerden hoooooppp çeeek gelsin masa üstüne...İşte bu kadar...

Yoksa hayat çok zahmetli. Hele de benim gibi her türlü zahmete katlanamayanlardansanız. Kolayı  severseniz işiniz daha da zor. Aslında o kadar da kolaycı değilde biraz korkağım diyelim. Kendime bu haksızlığı da yapamam yazık olur.

Hayatımın en büyük korkusu hayal kırıklığına uğramaktır aslında. Şimdi bu nasıl oluyor değil mi?  Oluyor işte. Hayal kurmak hayatımın anlamı. Ama her hayalimin arkasından biri böğğğ yapıyor çok kaptırma kendini diye. Kim ki bu? Deli mi ne? Bi rahat bıraksa...

O yüzden istiyorum kısayol tuşu. Herşey spontane , hızlı hızlı erişsin hayatımda. Bunu yapmak kendi elimizde belki de. Korkusuzca herşeyin üstüne gittiğimizde böyle oluyor zaten. Yok ama bekler durursak korkudan ,benim gibi,  uzuyor da uzuyor. Bir bakıyorsun otuzunu geçmişsin ama ortada birşey yok. Hayal ettiklerinin kenarından geçmiş ama içeriye kadar yürüyememeişsin. Varmı böyle bir hayat. Kızıyorum böyle hallerime, korkaklıklarma. Hayatımı bunları aşmaya çalışarak yaşıyorum sanki. Erişimde bir problem var. Aynı hattan bu kadar bilgisayar çalışmıyor. Çok dertlendim yine ama iyi oldu ben rahatladım okuyan şişsin napim. :))

29 Ekim 2010 Cuma

Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun...



Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun...

Bu ülkeyi bölmeye çalışanlara inat, satmaya çalışanlara inat, Atatürk'ün yerine başkalarını koymaya çalışlanlara inat en büyük coşkuyla kutlu olsun.

Menfaatleri uğruna başına türbanı geçirenlere inat, din, vicdan, özgürlük kisvesiyle yolunu bulmaya çalışan satılık cemaat ve cemiyete inat en büyük coşkuyla kutlu olsun.

10 Ekim 2010 Pazar

Kendi huysuzluklarıma dair...

Delirdim ben artık benden bir hayır gelmez diyerek inzivaya mı çekilsem, kenarda böööyyllle ezik ezik...

Kulağıma taktığım imitasyon küpelerin yara yapmasından çok sıkıldım. Diğer birçok kadın gibi rahat rahat herşeyi takıp takıştırabilsem  ya ben de.

Başım ağrıyor bu akşam, kafamı duvarlara vursam olur mu?

Havaların serinliyor olması canımı sıkıyor. Kuş olsak da göçsek ya bizde sıcak yerlere. Kuşlara bu kıyak niye Tanrım. hem uçabiliyorlar hem de kat kat giyinmek zorunda kalmıyorlar.

En son aldığım ''Evim'' dergisini kurcalayarak hatmedecek fırsatım olmadı bir türlü.

Zaman neden bu kadar acımasız ve hızlı ilerliyor. Yetişemiyorum. Belli bir yaştan sonra dondursak olmaz mı? Teknolojiyi,  gelecek nesillerin bizden daha rahat kullanacak olması haksızlık. Gelecek nesile bu yüzden gıcık oluyorum. Umarım sık sık elektrikleri kesilir onların da.

Bir boşluk var , onu bulup dolduramıyorum bir türlü.

Başka birşey yazasım yok, çok huysuzum, can sıkıcıyım, sıkarım, bozarım.

9 Ekim 2010 Cumartesi

Eski gömlekten çok kirli torbası...

Bu torba kirli torbası olarak kullanılbildiği gibi çorap, fular, şal torbası olarak ya da yatak odası  ve banyodaki fazlalıkları toplamak içinde kullanılabilir. Kullanım amacı ihtiyaç doğrulsunda değişir. Bize banyo için gerekliydi, kirli torbası yaptık.

Elimizde düz renk gömlek vardı ama ekoseli gömleklerden de çok cici olur. Düz renk gölmeğin avantajı süleme yapılabiliyor olması. Süslemeler tamamen hayal gücüne bağlı. Yapımı da oldukça kolay. Tam tembel işi :))

Yapılış aşamaları:
Gömleğin kolları omuzdan kesilerek kapatılır. Aynı şekilde etek ucu da dikilir.
Alttan birkaç düğme kapatılarak gömlek herhangi bir askıya asılır.

Gömlek askısı da kapı arkasına...





5 Ekim 2010 Salı

my kitchen... 2

Daha önceki ''my kitchen'' adlı yazımda keten pantolonun iki paçasından iki bakliyat torbası çıktığını söylemiştim.  Pantolonun üst kısmından  iki torba daha diktik. Ama bunlar paçalardan çıkanlar kadar pratik olmadı daha fazla dikiş gerekti. Olsun yine de sonuç aynı...

Bu torbalara siyah bağcık ve başak deseni çalışıldı...Yine spontane...Aklıma geleni yazıp çizmeyi seviyorum. Bu anlayışla daha güzel oluyor sanki...


Blogum ''Evim'' dergisinde...



Beni gören de evim dergisine editör oldum sanır. Temmuz ayında bloguma gelen bir mesajla öğrendim o sayısında adımın geçtiğini. Bir sevindim  bir sevindim anlatamam. Sanki derginin tamamını ben yazıyormuşum gibi. Halbuki küçük bir köşede sadece benim gözümden kaçmayan bir detayı onlar da benim gözümden yayınlamışlardı o kadar. Yine de kendilerine sonsuz teşekkürler şuncağız bloguma saygı duyup, adına sayfalarında yer verdikleri için.

4 Ekim 2010 Pazartesi

my kitchen...

Annemler burdaydı demiştim geçen hafta. Onun da vermiş olduğu enerjiyle ve de en çok annemin; ''ne görsen almışsın'', ''hiçbirşeyi atmamışsın'' , ''bu evin hali ne böyle'' , ''artık alışveriş yapma'' , ''şu eskilerinden kurtul'' gibi cümleleri dehşete kapılarak sarfetmesinden dolayı eski keten pantolonumun paçalarını bakliyat kesesi yaptım. Pantolonu elime aldım şöyle bir baktım, atamam biliyorum, öyleyse bunu ne yapsak diye düşünürken...Evreka!!!

Bağcıkları kendinden hazırdı. Rengi de çok uygundu. Geriye tek kalan bir makastı. Veee kestim!!! Kestim kestim de kesmeden bir fotoğraf çekeyim dememişim. After - before yapardık.

Söz konusu bağcıklı pantolon paçası olunca yan dikişler tamam geriye sadece kestiğimiz, torbanın altı olacak yeri dikmek kalıyordu. Annem bu bölümü elinde dikti. Ben de asetat kalemi elime aldığım gibi boyamaya başladıım. Üzerinde çok fazla  düşünmeden ilk aklıma geleni (my kitchen) yazdım.

Bu kadar spontane gelişmesi ve ardında kullanışlı bir ürün çıkması çok keyif veriyor bana.




İki paçadan iki torba, pantolonun üst bacak bölümünden de iki torba daha çıktı. Onlar daha sonra...