Zuhal'in Müzesi

28 Mart 2012 Çarşamba

Kulplu un eleği

Bundan arıyorum ama  Mersin'de IKEA yok. 

İstanbul'dan Aygül'e duyurulur;

  ''Gelirken getiriver''. 

Bavuluma sığmaz diye dert etme içine çoraplarını yerleştir, yerden kazan :))

Fiyatı 6.95 TL. Gelince öderim :))

Keklerim eledikçe daha çok, daha çok kabarsın :)) 

Hadi göreyim seni :))


siyah beyaz resimlerin zamanı

Aşağıda görmüş olduğunuz resmi face'de üyesi olduğum bir grupta gördüm. Görür görmez tamam dedim ''bu sağ kenardaki saçı iki örgülü kadın annem.'' Aynı resimden annemde yok biliyorum olsa bilirim. Çoktur evdeki resimleri kurcaladığım. Hele de eski resimleri...

Annecim burada gencecik. 15 veya 16'dır herhalde.



İnsanların bakışları bile bir başka çıkıyor siyah fotoğraflarda.

Tertemiz, saf...

 Belki de renkli baskıya hiç geçmemeliydik. Renkliye geçerken birşeyler yitip gitmiş sanki.

Ben annemle aynı lisede okudum ama benim böyle bir fotoğrafım yok.

Kredili sistemin ilk öğrencileriydik biz. Her dönem başkalarıyla aynı sırada oturduk, hiç kaynaşamadık çoğuyla. İsimleri de aklımda kalmadı bu yüzden. Sadece çok azı kaldı hatıramda.

Dostu ve anısı bol  lise yılları dilerim çocuklara...

14 Mart 2012 Çarşamba

nicer dicer reklamıyla uyanmak

Bu bir reklam değildir.

Tele pazarlama mucizesi nicer dicer plus.

Oturma odasında uyuyakalıyorum bir süredir. Hamileliğin bezginliğinden. Eşim de sağolsun daha geç saate kadar oturduğu için televizyonu açık unutarak uyuyor. Saat sabah 5-6 ya kadar bir problem yok. Pireler yoğun olarak uçuştuğu için hiçbir sesi duymuyorum. Ama gün ağarırken artık ben de uykumu almış olduğumdan sinek vızıltısına bile uyanıyorum.

 Bu sabah saat 5:30'da  nicer dicer reklamıyla gözümü açtım. Hani her sebzeyi meyveyi hatta eti türlü türlü doğrayan mucizevi rende-bıçak.  O adam ve kadının sesiyle uyandım. Aman Allahım, domatesler, salatalıklar, patatesler tık tık tık nasıl doğranıyor, nasıl salatalar yapılıyor. Aynı sözcüklerden ve aynı gülücüklerden oluşan tekrar tekrar dönen ve sanırım 20 dk süren bir reklam düşünün. Birçok kişi denk gelmiştir zaten.

Ama ben uyku sersemiyle aynı reklamı 3. kez döndürdüklerinde aklım başıma geldi, apar topar televizyonun kumandasını aradım buldum ve hemen herhangi bir tuşa bastım.

Zaten yıllardır döner durur bu nicer dicer reklamı. Bense her gördüğümde önce dalıp izliyorum sonra aniden silkeleniyorum. Ürün kullanışlı görünse de bu yüzden almak istemiyorum. İnsanın beynini eritircesine reklam yapıyorlar çünkü. İnsanları bezdirerek mi satmaya çalışıyorlar acaba. Resmini bile koymak istemiyorum. O kadar kızgınım.

Yine de düşünmüyor değilim; eve bir tane alsam acaba nicer dicer lanetinden kurtulur muyum diye. 

Fotoğrafçı Nur Tanrıöven

Fotoğrafçı Nur Tanrıöven'e ait çok beğendiğim iki kare. 
Buradan kendisini takip edebilirsiniz.




13 Mart 2012 Salı

sade bir pazar ve kara orman pastası



Geçtiğimiz pazar eşimle birlikte biraz evde vakit geçirdikten sonra marina'ya doğru bir yürüyüş yaptık. Dinlenme sırasında ben soda içtim oysa sıcak çikolata. Ben hiç birşey yiyemedim hassas midem nedeniyle, oysa kara orman pastası..
Bu kadar acıtasyon yapmak istemem ama eski ben ne yerdi ne yerdi pastaları. Bu hamilelik alışkanlıklarımı nasıl da değişitirdi. Bazı şeyleri ben yemek istesem midem almıyor, midem alsa fikrim kabul etmiyor bir zararı olur diye .Hamilelik çok ilginç gidiyor...Artık kara orman pastası nasıl içimde ukte olduysa ben de resmini çektim sadece. 

akşam yemeğim


Önce böyleydi...


sonra böyleee...


Sonra da doymuş olmanın verdiği mutluluk...

Hepsini borçlu olduğum isim sevgili ablam..İçimdeki bebeğin teyzesi...:))

Ama benden tarif yok. Tavuk tantuni benzeri bir tarif. Şu sıralar sadece tadıyla ilgileniyorum yemeklerin yapımıyla değil.:))



10 Mart 2012 Cumartesi

Çizmeli çiçekler

İçimdeki ekip: Dünya kadınlar gününüz kutlu olsunçizmeli çiçekler

Rendeden neler neler... (Geri Dönüşüm)


Rendeden neler neler yapmışlar da benim haberim yok.  Aşağıda resimlerini eklediğim  kullanımlar çok yaratıcı.

Takı tezgahı favorim.


burada, ve burada 

8 Mart 2012 Perşembe

Dünya kadınlar gününüz kutlu olsun





Dünya Kadınlar günümüz kutlu olsun hanımlar.Güllerin en güzeli sizlerin olsun


Bu şiiri çok severim. 


İşte kadın budur.Tam da Nazım Hikmet'in tanımladığıdır.


Kimi der ki kadın
Uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın
Yeşil bir harman yerinde
Dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir,
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran.
Kimi der ki çocuk doğuran.
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım, başımdır.
Yavrum, annem, karım, kızkardeşim,
Hayat arkadaşımdır.
NAZIM HİKMET RAN

Bilin bakalım?

Nutella kavanozunu kaşıkladığımı hayal ediyorum sürekli ama hiç içim kabarmıyor.Elimin tersiyle itiyorum.

Hayat şu sıralar yatak, tuvalet ve işyeri arasında bir üçgen sadece. Ötesi yok. İşyeri bölümü korkunç, ev fena değil, tuvalet herkesin bildiği gibi.

Geçen pazar sabahı çok neşeli bir çocuk filmini ağlayarak seyrettim.

Midemde bir canlı yaşıyor ve çok pis işler yapıyor gibi, çok çalışıyor. Bu nedenle delirmek üzereyim. Geçen sabah sarı bir su kustum. Kusmaktan nefret ederim.

Moralim hiç yok. Ağlamak istiyorum,  sonra gülmek istiyorum.

Bilin bakalım ben neyim??