Zuhal'in Müzesi

2 Şubat 2010 Salı

Kollu Battaniye...

Dışarda kar yağarken kahveniz elinizde, en sevdiğiniz koltuktasınız....

Üzerinize örtecek ama bu arada kumandanızı rahat kullanmanızı sağlayacak sıcacık bir battaniye istemez misiniz?

Konforlu, pratik, sıradışı...

Sıcacık...



Bu battaniyelerden almak için buraya bakmanız yeterli.

Duvar kağıdı...

Eskiden evin sadece bir duvarında kocaman bir manzara resmi şeklinde duvar kağıtları kullanılırdı. Bunun üzerinden yıllar geçti. Duvar kağıdı artık tüm evde hatta banyoda daha özgür tasarımlarla  kullanılabiliyor.

Çünkü o kadar gelişti ki özellikle vinyl duvar kağıtları nemden etkilenmiyor ve su geçirmiyor.  Böylece banyo gibi nemli alanlar da duvar kağıdından nasiplenebiliyor. Bazı kalitedeki duvar kağıtlarının akustik ve ses emiciliği özelliği de bulunuyor.

Uygulamasıyla da büyük kolaylık sağladığı için kullanıcıları için boyadan daha cazip. Uygulama sırasında koku ve leke oluşumu yaratmıyor.  Bir de evinizi boya yaptırırken yaşadıklarınızı düşünün...

Çeşitlilik konusunda da sınır tanımıyor. Her zevke göre birşeyler mutlaka bulunabiliyor.  En önemlisi boyanabilen tasarımları da olması...  Modern,  klasik, romantik ya da minimal desenlerden zevkinize en uygununu mutlaka bulabiliyorsunuz. Çocuk odaları da unutulmuyor tabi ki...Hatta tasarımda bir desen çılgınlığı almış başını gidiyor. Seçim yapmak zor bile olabilir.

Bir çırpıda evinizin havasını değiştirebilirsiniz. Tüm duvarları kaplayabileceğiniz gibi sadece bazı duvarlara uygulayarak boya ve duvar kağıdına bir ortaklık yaratabilirsiniz.













1 Şubat 2010 Pazartesi

Ahmet Yeşil

1954 Mersin`de doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini aynı ilde gördü. 1972 yılında geçirdiği bir rahatsızlık sonucu yürüme yeteneğini kaybetti.

Ressam Nuri Abaç ile İlhan Çevik ve Ernür Tüzü`nden gerekli resim eğitimini aldı. Kısa sürede sanatsal çizgisini saptayan sanatçı, resmi bir yaşam biçimi olarak seçti ve bütün zamanını ona adadı. Mersin`deki özel atölyesinde çalışmalarını aralıksız sürdüren sanatçı çeşitli illerde karma, kişisel ve yarışmalı sergilere katıldı. Bu arada yaşadığı kente duyduğu özel ilgi ve sevgi dolayısıyla 1988`de Mersin`in eski evleri konulu bir dizi çalışma yaptı.

Başta Kültür Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Tekel Genel Müdürlüğü, Ziraat Bankası, Akbank, Şeker Bank, Vakıf Bank Genel Müdürlükleri, Milli Piyango Genel Müdürlüğü ile D.Y.O. Eğitim Vakfı Müzesi, Ankara Resim Heykel Müzesi, Körfez Belediyesi Müzesi, Balıkesir Belediyesi Devrim Erbil Müzesi, İstanbul Ramko Sanat Merkezi, Cumhurbaşkanlığı Koleksiyonu, Eczacıbaşı Koleksiyonu, Cumhuriyet Gazetesi Müzesi, Uğur Mumcu Vakfı Koleksiyonu, Adana, Antalya, Ordu, Mersin illeri vilayet özel koleksiyonlarında olmak üzere Almanya, Amerika, Kanada, Hollanda, İngiltere gibi dış ülkelerde de yapıtları bulunmaktadır. Sanatçı Ankara Birleşik Ressamlar – Heykeltraşlar Derneği, Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği üyesidir. Sanatçı şimdiye kadar 65 kişisel olamk üzere 279 karma ve yarışma sergisine katıldı.
 

''Onun denizleri ne Ayvazovsky’nin denizleridir, ne de Diyarbakırlı Tahsin’in.Onun denizleri kurgulama denizlerdir,çilesini ilmik ilmik uzattığı,mutluluğunu mutsuzluğunu birer fırça darbesiyle yansıttığı, üzerinde kağıttan kayıklarla çocukluğunu gezdirdiği, ya da feryadını, nefretini, korkusunu, isyanını taşıdığı..."(Abdülkadir GÜNYAZ)

"İpliklerin motiflerle buluşması onun yaşamı boyunca tanıklığını yaptığı bir oluşumdur. Makaralardan dikiş makinesine sarılan ipler kumaşları birleştirir ve onlara görsel değerler katarken Yeşil bu doğal ve sıradan oluşumu belleğinin derinliklerinde yeni anlamlarla buluşturur."(Prof. Dr. Kıymet GİRAY)


''Işık etkilerine dayalı illüzyonlar
...
Optik Çeşitlemeler
Son resimlerinde halat demetlerini devindirerek, kimi yerde dingin uzantılar içinde bırakarak, bir maket üzerinde konumlandırarak optik çeşitlemelere yönelen Ahmet Yeşil, görsel içerikli metaforlardan yararlanmakta, çeşitli illüzyonlar aracılığıyla, izleyicinin örneğin deniz imgesiyle özdeşlik kurması ya da bir kumaş kıvrımının yanıltıcı etkisiyle bu imge arasında geçişler araması için, onu bir göz şölenine çağırmaktadır.Bu şölen, onun resmiyle iletişim kuracak her izleyici için farklı sonuçlar yaratacaktır kuşkusuz.Yanılsamacı çağrışımların sınırı sonsuza kadar uzanacağına göre, her izleyici ayrı bir sınır üzerinde duracak ve kendisine sunulan alegorik kurgunun ne ölçüde örtüşüp örtüşmediğinin muhasebesini kendi algı ve kavrayış niteliği düzeyinde yorumlayacaktır.''(Prof. Dr. Kaya ÖZSEZGİN)


Facebookla birbirimize küstük


Facebook hayatımıza girdi gireli herkes bir arkadaş canlısı oldu...En son 15 sene önce gördüğü insanları bulunca herkes sevincinden ölüyor. Facebook olmasa da herkes özlediği eski arkadaşalarını bulabilirdi; cep telefonu yeni bir icat değil.  

Ben tüm bu düşüncelere gıcık olurken bir yandan da üyesiyim tabi...

Ama son günlerde hakkında düşündüklerimi bilirmiş gibi facebook beni kabul etmiyor, kapı dışarı etti beni. :))  Ne zaman açsam bir hata oluştu yazıp kapatıyor kendini..Vallahi ne yalan söyleyeyim ben de çok zorlamıyorum facebookla olan arkadaşlığımı. Zira o eski arkadaşım ya da ilkokuldayken oturduğum sıranın çaprazında kalan kapıdan çıkınca ilk sınıftaki önde oturan kız değil.  :)))

Tamam,  artık internet kendini aştı, insanlar da birbirinden uzaklaştı bunu anlıyorum ama ben bu durumun bir marifet görülmesine sinir oluyorum. Sırf arkadaş sayısı çok görünsün diye arkadaşımızın arkadaşlarının yurt dışındaki uzaktan akrabalarını listemize neden ekliyoruz???  Sadece merhabalaştığın , ortam bulupta arkadaş olamadığın insanların arkasından arkadaşım diye bahsetmekle aynı şey bu... Kompleksli insanlar yapar bunu...

Asıl marifet sokağa karışmak, yazışarak değil de konuşarak sosyalleşmek değil mi? Bilgisayarın başında oturup 24 saat yazan,  çizen, kafasını klavyeden kaldırmayan insana asosyal denirdi eskiden. Şimdi öyle olmazsan ayıplanıyor.

Şimdi bu kadar döşedim ama arkasından, arkadaşım facebook nasıllar bugün  bir bakıyım.  Hem kızarım hem severim kendisini.  :))

 Bu da benim çelişkim.  :))

31 Ocak 2010 Pazar

Hayalgücü dolu sehpalar...

Bu tasarım sehpalar bir harika...

Hep aynı çizgi ve renkte mobilya kullanmak zorunda değiliz. Hayal gücümüzü de mobilyamıza yansıtabiliriz.

En sevdiğiniz  film kahraman, en sevdiğiniz araba...

Beğendiğiniz her türlü resim sehpanızı süsleyebilir...


Kaynak

Etek askıları!...Dışarı!...

Pantaolon ya da etek asmak için kullanılan bu askılar istendiğinde mutfak bezlerini takmak için kullanılabilir.

Dilerseniz güzel bir fotoğrafı da takıp istediğiniz yerde sergileyebilirsiniz.

 Bu askılar kapı kollarına takılarak yer tasaarrufu da sağlar...

Yapım aşaması: Yok

Dolabınızdan çıkardığınız gibi kullanmaya başlayabilirsiniz...



30 Ocak 2010 Cumartesi

Ahşap Kablo Makarasından Neler Olur?

Ahşap makara inşaat sektöründe kullanılan bir malzeme ama temin etme şansı yüksek...

İlk olarak eşimin ailesinin evinin bahçesinde gördüğümde bu fikre bayılmıştım. Onlar hiçbir işlemden geçirmeden öylece bahçeye koymuşlar ve masa olarak kullanmaya başlamışlar.  Daha sonra öğrendim ki daha neler neler yapılabiliyor. Sınırlar zorlanabiliyor...

Daha pürüzsüz bir masa yüzeyi elde etmek için  tekerleklerinin düz kenarında bulunan çivi benzeri bazı metalleri sökmek gerekiyor.

Hammaddesi itibariyle aslında çok kullanışlı. Ne de olsa ahşap... Ama işçilik barındırmadığı için bahçe mobilyasına dönüştürmede daha rahat kullanılabilir.

Aşağıdaki masa resminde farklı ayaklar takılmış olsa da aslında hiçbir eklenti yapılmadan da çok şık olabiliyor.

Sandalyeler içinse daha büyük bir uğraş gerektiği kesin...


 Bu güzel tasarımlar işte burda karşıma çıktı...

Dekorasyonda Retro


Son yılların büyük trendi retro...

Eskiye olan hayranlık tekrar gündemde...

Geçmişle arasındaki tek fark ise modern çizgilerin ve renklerin arasından sızıyor olması...







E-kolay'da rastladığım bu fatoğraflara bayıldım. Paylaşmak istedim.
http://foto.ekolay.net/3/16930/Ev-dekorasyonunda-retro-geri-dondu-30.aspx

29 Ocak 2010 Cuma

Taşı Sıksam Suyu Çıkar mı?

Sahilden Topladığım Çakıl Taşları...

Pardon sadece sahilden değil Mersin-Limonlu sahilinden topladığım çakıl taşları demeliydim. Birkaç arkadaş kafa dinlemeye tası tarağı toplayıp 1 gece 2 günlüğüne bir arkadaşımızın yazlığına gittik. Eylül ayı olduğundan hava  rüzgarlı deniz de çok dalgalıydı. Biz de dalgalı denize girmektense sahilde bol bol yürüyüş yaptık. Yürürken de boş durmadık tabi... Elimizde poşetler, çakıl taşı ve deniz kabuğu topladık. Taşların en beyaz olanlarını seçmeye çalıştım ki boyarken renkler daha güzel kendini göstersin.

Ben bunları kolay olsun diye ispirtolu kalemle boyadım... Dilerseniz akrilik boyayla, sulu boyayla hatta pastel boyayla bile boyanabilir. Boyama işleminden sonra vernik kullanmak kalıcılık sağlar.

İşlevsellik kazandırmak isterseniz masa üzerinde notluk olarak kullanabilirsiniz.
Ya da evinizin dekorasyonunda... Cam vazolarda, akvaryumlarda, sehpa üzerindeki çanakların içinde, hatta banyoda...

ya da hiç boyamadan saksılarda toprağın üstüne koyarak hoş bir görüntü sağlayabilirsiniz

Yoksa suyunu mu çıkardım?   :))


Ucuza Dekore Ediyorum...


Görmüş olduğunuz cam çanak sadece 5.00 TL...

Rengiyle bakırı andırdığı için severek aldım. Altındaki örtü de annem tarafından yıllar önce işlendi.  Tamamen el emeği...Zannediyorum annemin kullanmamdan memnun olduğu parçalardan biri.  :))

Dekorasyon her zaman pahallı değil...