Zuhal'in Müzesi

Geri Dönüşüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Geri Dönüşüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Temmuz 2013 Cuma

Ekmek Sepeti Yenileme




Zonguldak'ta olmak bana iyi geldi. Mersin'de ne kadar istesem de Deniz Lal ile evde bütün gün yalnız olduğum için hiç birşey yapamıyordum. Burada hiç olmazsa biraz pasımı attım diyebilirim. Ayrıca elimi oyalayan işler çok rahatlatıyor beni.

Annem atacak oldu ben yine durdurdum.

Bu ekmek sepetini yılar önce Mersin'den almıştı hatırlıyorum. Ama son yıllardaki yeri merdivenlerin kenarı olmuştu nedense. Bu defa, annemin tüm memuriyeti boyunca masa altında, emekli olduktan sonra da göğsünü gere gere ördüğü danteller geldi aklıma.

Sepetin içindeki kumaş eskiydi onu çıkarıp temiz pembe bir kumaş yapıştırdım. Desenleri çok yumuşak göze batmıyor. Dikey çubukların olduğu yerdeki kumaşı da sökerek sepetin etrafına dantel geçirerek aynı dantelden iki uzun kenara da birer fiyonk  bağladım.

Sepetin eski halini fotoğraflamamışım. Ama yeni halinin daha güzel olduğuna emin olabilirsiniz. Bir önceki postta görünen diş buğdayı sabunları da sepetin içinde dağıtılmayı bekliyor.

17 Ocak 2013 Perşembe

Vazodan tea-light



Yeni yıla cicim ve eşimle beraber evde girdik.

Son ana kadar da evi hiç süslemedim.

Ama bu Deniz Lal'in ilk yılbaşısıydı.

Son anda bir çam ağacı ve resimlerini görmüş olduğunuz vazodan bozma tea-light'ları yaptım.

Bunlar eşimin bazı özel günlerimizde bana gönderdiği çiçeklerin vazoları. Çiçekçiler içlerine taş  ya da midye kabuğu gibi objeler koyuyor. Çiçekler solunca elimizde tüm bunlar kalıyor malum. Çiçekleri kurutmak gibi bir girişimimde olmaz benim açıkçası. Çok tasvip etmediğim bir olay. Solsunlar ki yenisi gelsin değil mi:)

İşte böylece tek yaptığım içlerine birer mum koymak oldu.

Bana sorarsanız evdeki herşey tea-light olabilir.

Bardak fincan, kase, şekerlik, saksı...

Görüntüsünü beğendiğiniz herşey.

Burada gördüğünüz gibi en olmaz dediğiniz şey bile...

15 Aralık 2012 Cumartesi

Deni Lal'in Kapı süsü



Bu kapı süsü de doğumdan bir gün önce tamamlanabildi. Ablamın hünerli ellerinden çıkmadır kendisi. Ama ben doğum yapacak kadın huysuzluğuyla onu mu eklesek bunu mu eklesek derken ablam aldı götürdü evine ve yaptı getirdi. Ben de konuştuğumla, vır vır ettiğimle kaldım. Ben çok beğeniyorum. Kapı süsü olarak hastaneye de bunu götürdük. Üzerindeki kalpler, balıklar ve deniz yıldızlarının malzemesi kumaş. Herşey evdeki artık kumaşlardan. Hatta çiçekli kumaş eskiden çok sevdiğim bir eteğime ait. Zayıfken giydiğim etek
:((

Başka bir kapı süsü fikri  için buraya da bakabilirsiniz

24 Kasım 2012 Cumartesi

Bebek Anı Defteri




Uzun zamandır bloga koymaya çalışıyorum bu defteri ama olmuyor. Günlerim Deniz Lal'den sonra hep aynı, hep yoğun, hep ilginç.

Ertesi gün doğuma gidecek olmama rağmen yani 11 Eylül günü ''Aman ne gerek var'' dediğim anı defterini aniden yapmaya karar verdim. Hemen sıradan çizgisiz bir defter aldırdım. Daha önce başka bir çalışma için  kesilmiş olan beyaz keten pantolonun kumaşıyla kapağını kapladım ve etrafına pembe kurdale ile çerçeve yaptım. Geri kalanı ise canın ne isterse yapıştır durumu.Hatta doğum için yaptırdığım bebek şekerlerinden birinin lavantasını söküp en üste yapıştırdım. Böylece bebek şekeriyle konsept bir çalışma gibi göründü. Çiçekli kalpler eski bir etekten kesildi. Biraz da pembe boncukla bu iş bitti.

Kalem ablam tarafından yapıldı. Elindeki pembe tükenmez kalemin tepesine içi elyaf dolu minik kalbi yapıştırarak yaptı. Bence çok güzel bir ikili oldu.

Herkese böyle özel günlerde anı defteri edinmelerini tavsiye ederim. Hem çok keyifli oluyor hemde bebeğinize bırakacak bir hatıra daha oluyor.

31 Temmuz 2012 Salı

Eski elektrik süpürgesinden saksı



Geçen yaz gittiğimiz Amasra'da çekilmiş ve unutulmuş bir fotoğraf bu. Tesadüfen gördüm ve hemen yayınlıyorum.Türk zekası da başka bir boyutta çalışıyor gerçekten. Aslında milletçe çok savruk olduğumuzu düşünürüm ama böyle görüntüler beni şaşırtıyor. Yok artık dedirtiyor bazen belki ama adamlar kıyamamış atmamış işte.

Eskiden bu makineden annemde de vardı. O kadar hantal ve ağırdı ki ev süpürmek işkenceydi. Şimdiki makineler gibi cırt cırt çektiğin her yere gelmiyordu. Zaten formu gereği pek insanı takip etmeye niyeti olmayan bir makineydi. Biz ona uyuyorduk. Bunlardan olsa olsa bahçe saksısı olurdu zaten. :))

Bunun gibi farklı saksı örneklerini burada,  burada ve  burada da yazmıştım.

16 Nisan 2012 Pazartesi

Eski monitörden de saksı olurmuymuş demeyin. Alem yapmış...Olmuş



Yer Mersin.

Elektronik işleri yapan bir dükkanın önü.

Yaptığı işle beraber düşünüce manzara çok manidar.

 Birçok şeyden saksı yapıldığını gördüm de -eski elektrik süpürgesinden bile- ama bilgisayar monitörü hiç aklıma gelmezdi. Bu fikrin sahibini gerçekten çok tebrik ediyorum.Yaratıcılığına hayran kaldım.

Bu arada elektrik süpürgesini buradakiler gibi Amasra'da görmüştüm ama nedense blogda yayınlamamışım. İlk işim onu da yayınlamak olacak.

 buradakiler ise yine Mersin'den. Bir bakın derim.


7 Nisan 2012 Cumartesi

post-it'den kutu yapımı

İş yerinde kendi kendine rehabilite programım doğrultusunda internette gezinirken rastlamış olduğum ve çok beğendiğim bir fikir. Elimin altında post-it'den bol ne vardı ki. :)) Hemen yaptım iki tane. Pembe olanının içine çekmecemdeki stoktan kutuya sığmayan bir çikolata koyup, kapağını ittirerek kapatarak :)) iş arkadaşımın kızına gönderdim.  Sarıyı yine ofisten biri iç etti, nereye kaybolduğunu görmedim.

Kutu standart boy kare post-it'den yapıldığında klavyenin üzerindeki duruşundan da anlaşılacağı gibi oldukça küçük ama içine şeker, çikolata koymak için ideal. Ayrıca üzeri kumaş fiyonkla süslenebilir.  Değişik boy kare kağıtlardan yapılabilir. Daha çekici olur. Sanırım ben bu kutucuktan rehabilite programım çerçevesinde daha çok yaparım :))






Nerden bulduğuma gelince... Linki aşağıda

http://www.instructables.com/id/Origami-Post-it-box/step15/Now-take-your-trusty-Uhaul-pen-and-flatten-the-edg/

10 Mart 2012 Cumartesi

Rendeden neler neler... (Geri Dönüşüm)


Rendeden neler neler yapmışlar da benim haberim yok.  Aşağıda resimlerini eklediğim  kullanımlar çok yaratıcı.

Takı tezgahı favorim.


burada, ve burada 

13 Şubat 2012 Pazartesi

Çizmeli çiçekler

Facebook'ta bir arkadaşım paylaşmış. Hemen ordan aldım buraya koydum.:))


7 Eylül 2011 Çarşamba

Banyo yenilenince...(Geri dönüşüm)

Bayramda kısa bir Amasra turu yaptık.Sokak sokak gezdik neredeyse. Bahçeli bir  evin önünden geçerken gördüğüm bu detayları paylaşmak istedim.

 Belli ki evin banyosu yenilenmiş ama banyodan sökülen eski malzemeler atılamamış, değerlendirilmiş.

Geri dönüşüm konusunda hassasım. Daha önce de buradaki yazımda birkaç değişik saksı kullanımı göstermiştim.Bazı malzemeler sevimli ve  gülümseten kullanımlar olabiliyor. Ama bunların iyi görünüp görünmediği konusunda şüphelerim var.

Siz de bir bakın istedim.




31 Aralık 2010 Cuma

kuyruklu bere




Bu bereyi kuzenimin oğlu için annem yapmış.

Aslında bir geri dönüşüm projesi.

Çünkü bere yıllar  önce kuyruklu bir model olarak ablama örülmüştü. Aradan geçen yıllarda ne yapmadık?

Tabi ki atmadık, sakladık:))

Bere de kalmış işte nasıl olmuşsa:)) Minik Ege'nin de her sene taktığı ilginç kışlık berelere böylece bir yenisi daha eklenmiş.

Dümdüz siyah ipten örülen bereye annem tarafında tığla araba motifi örülerek üç kenarına dikilmiş.

Kuyruk kısmına ise yine Ege'nin en sevdiği arabalarından biri olan ambulansın modelini çıkararak örmüş annem.
Dümdüz siyah bere Ege için de artık çok keyifli...

Yeni bir fikir arayanlara...

13 Haziran 2010 Pazar

değişik saksılar...

Nelerden saksı yapılır diye hiç düşündünüz mü? Yoksa şu bizim hafta sonları keyifle köy kahvaltısı yaptığımız bol çiçekli bahçenin sahipleri gibi her türlü eski eşyayı evirip çevirip saksı olarak kullanır mısınız? Bahsettiğim  objeler yoğurt kabı ya da yağ tenekesi değil. Bu kadar basit değil. :))



Su kabağından saksı yapılmasını anlıyorum çok hoş görünüyor zaten. Ben de bir yazı yazdım su kabağından saksılarla ilgili. Ama bu bahçede bir iki değişik saksı daha var ki hem şaşırtıcı hem güzel. Biraz işlem görseler daha orjinal ve ilgi çekici olacaklarına eminim. Yine de düşünce tarzını çok kıskandığımı itiraf etmeliyim. Eski bir semaveri saksı yapmayı ben düşünemezdim çünkü.   Semavere şöyle bir bakınca, çiçeğin suyunu fazla kaçırısanız musluğundan gidiverecek gibi geliyor. :))Bu fikir de nedense düşünürken çok hoşuma gidiyor.

Semaveri içinde çiçekle görür görmez ilk aklıma gelen ''acaba koyu maviye boyansa nasıl görünür?'' oldu. Çünkü böyle bir saksı kendini göstermeli, daha çarpıcı olmalı.



Megafon fikrini ise koşulsuz takdir ediyorum...Çok beğendim. Formuyla saksı olamaya çok müsait zaten.

Bu arada fotoğraflar çok güneşli çıktı kusura bakmayın...Ortam o kadar güneşliydi ki ne çektiğimi göremedim bile...

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Su kabağından saksı





Bu saksılara Mersin 9. Uluslararası müzik festivali kapsamında grup Turkuazın konserinin gerçekleştirildiği Kanlıdivane(Kanytelleis) ören yerinde rastladım.








Ören yerine gelen ziyaretçilere  asmaların ve harnupların altında közde çay servisi yapan köy kahvesi havasında şirin, küçücük bir işletme...''Harnupaltı''

Harnupaltında sadece çay kahve ya da gözleme değil su kabağı da satılıyor.

Kendileri bazı su kabaklarını keserek saksı olarak kullanmışlar. Çok doğal ve hoş bir görüntüleri vardı. Su kabakalrının bir arada duruşu da beni cezbetti doğrusu.

Bahçe dekorasyonunda su kabağı gibi doğal malzemeler ne kadar hoş olur diye düşünerek geçtim önünden.

Plastik saksılar değil de su kabağı gibi doğal malzemeleri saksı olarak kullanmak doğayı ve doğalı sevenler için daha anlamlı olabilir.

Bu kabakların deliklerinden çiçeklerin dalları çıkıyor...



21 Mayıs 2010 Cuma

Bakır Sahan Mumluk




Yuh artık diyebilirsiniz. Soırun değil. Ama bence tamamdır.

Bu bakır sahan Malatya'ya bir arkadaşımızın düğünü için gittiğimizde alındı. Sabah güzel bir mekanda yaptığımız  kahvaltıda sahanda yumurta vardı ve o kadar lezzetliydi ki sahanda yumurta yeme alışkanlığı olmayan ben bile bayıla bayıla yemiştim. Bu keyifin ardından ''Buraların bakırı iyidir bir tane alıp gidelim.'' dedik. Nerden bilebilirdik pazar kahvaltısı hayallerimizin baş köşesinde yer alan sahanın bizi yarı yolda bırakacağını...

Bu sahanda sadece 2-3 kez yumurta pişirdim. Nedense çok çabuk bozuldu. ''Şimdi bunu kim kalaylatacak kim uğraşacak'', ''acaba kullanmaya devam mı etsek'',  ''aman boşver zehirliyormuş kalayı bozulunca'' gibi sarfettiğimiz cümlelerden sonra içinde görmüş olduğunuz mumlar, kendini bu genç yaşta hayata veda eden sahanın içinde buldu.


Kim tutar ki beni... İstediğim herşeyin içine mum koyabilirim. Sahanın bu halinden sıkılır, mumları  çıkartır, sahanı  kalaylatır, tekrar yumurta da pişirebilirim. Kim tutar beni?

10 Şubat 2010 Çarşamba

Bavul sehpalar...

Eski bavulların yerini şimdi tekerleklileri aldı. Haklı olarak rahatlığını gözardı edemediğimiz için hepimiz onlardan kullanıyoruz. Peki bu arada eski bavullarımızı ne yapıyoruz?

Sehpa...

Ayakların bavula sabitlenmesi çok şart değil. İçinde boş ve büyük bir alan barındıracağı için aynı zamanda depolama alanı olarak da kullanılabilir.

Not:Annemin evinde ahşap eski bir bavul vardı. Ablam onu boyayıp bırakmıştı. Henüz bir şekle sokmamıştı. Tam sehpalık.  Şimdi alsam gelsem ben onu n'olur. Vermez değil mi onu bana,  şansımı  bir denesem mi? Yok vermez...  :((

5 Şubat 2010 Cuma

Fıçılar da dekorasyonda...

Alkolü fıçıyla içenler için bir geri dönüşüm projesi bu :))

İçindekini mideye dışını ev dekorasyonuna...

Yok benim fıçım her zaman şarap dolu olsun derseniz saygım sonsuz. Kim istemez :))
Yeter ki güzelim eski şarap fıçısına yoğurt doldurup yanlarından da iki iple yukarı  asıp yayık ayran yapmayın. :))

Böyle şeyleri artık hazır bulmak mümkün ama ''Benim elime bir fıçı geçti ne yapsam acaba'' derseniz birgün (ki herkesin eline geçmez,  toplayıcı olmak lazım, herkes de böyle birşey söylemez).
;;;;
Sadece vernikleyip bir koltuğun yanına koymanız yeterli...

Ya da düz yassı bölümlerden birini kaplanıp bir puf yapılabilir.

Bir bar sehpasına ne dersiniz?  (Ben okey derim)

Özel bir tasarım yapın...Siz de boyayın...Resimlerdeki boyalı  fıçılar kasım 2009'da ''Kayra Restoran Haftası''kapsamında bazı ünlü tasarımcılar tarafından tasarlanıp sergilenmiş.

Hayal gücü dediğimiz şey sınırsız...









4 Şubat 2010 Perşembe

El yapımı ilginç avizeler...

Bazı avizelere rastladım. bana çok çekici geldiler. Yok ben  mağazalardaki en göz alıcı ve pahallı avizeleri severim derseniz size güle güle..   Asla!.. ben ilginç fikirlere ve el yapımına açığım derseniz burdan buyrun...
Herşeyi fabrika çıkışlı kullanmamak gerekli...
Bazı zevkler edinerek yaşam alanlarına bunları da eklemeli...


Pet bardaklardan en fazla ne yapılır?. Bir avize???

pet bardaklardan avize burada satılıyor.


İğne olmaktan korkar mısınız?

En büyük korkunuz tavandan aşağıya sarksın ister misiniz? :))

burada rastladım.



Rengarenk avize... Sizce hangi malzemeden yapıldı?

Detay resmini dikkatli inceleyin...

burada rastladım.

Renkli boncuklar da oldukça karşı konulamaz..
Yapımı da oldukça kolay...
Favorim...Çünkü çok kolay...

 burada rastladım.


Şişelerden avize...

burada rastladım.


Mutfakta kullanılan malzemelerden yapılan herşey mutfağa daha çok yakışıyor şüphesiz...
Ama bu kaşıklı avize fikrimi değiştirebilir...

burada rastladım.

30 Ocak 2010 Cumartesi

Ahşap Kablo Makarasından Neler Olur?

Ahşap makara inşaat sektöründe kullanılan bir malzeme ama temin etme şansı yüksek...

İlk olarak eşimin ailesinin evinin bahçesinde gördüğümde bu fikre bayılmıştım. Onlar hiçbir işlemden geçirmeden öylece bahçeye koymuşlar ve masa olarak kullanmaya başlamışlar.  Daha sonra öğrendim ki daha neler neler yapılabiliyor. Sınırlar zorlanabiliyor...

Daha pürüzsüz bir masa yüzeyi elde etmek için  tekerleklerinin düz kenarında bulunan çivi benzeri bazı metalleri sökmek gerekiyor.

Hammaddesi itibariyle aslında çok kullanışlı. Ne de olsa ahşap... Ama işçilik barındırmadığı için bahçe mobilyasına dönüştürmede daha rahat kullanılabilir.

Aşağıdaki masa resminde farklı ayaklar takılmış olsa da aslında hiçbir eklenti yapılmadan da çok şık olabiliyor.

Sandalyeler içinse daha büyük bir uğraş gerektiği kesin...


 Bu güzel tasarımlar işte burda karşıma çıktı...