Zuhal'in Müzesi

18 Temmuz 2013 Perşembe

Diş Buğdayı Sabunları (% 100 hand made)




Deniz Lal'in diş buğdayı partisini Zonguldak'ta kendi aramızda yaptık.  Annemlerin evi ilçede olduğu için gönlümce herşeyi bulma veya yaptırma şansım yok. Bu nedenler iş başa düştü. Aslında hiç aklımda yoktu Mersin'e gidince hazır yaptırırım diye düşünüyordum. Ama marketlerden birinde 10'lu paket halinde satılan minik sabunları görünce aklım başıma geldi. ''Kıçını kır da bir şeyi de kendin yap'' dedim. ''Lafa gelince el işleriyle uğraşmaktan çok zevk aldığını söyler durursun kızının doğum şekerini hazır yaptırdın bari bunu yap'' dedim. 

Dedi yani. 

İçimdeki ses...

1 paket lavantalı 1 pakette ballı sabunu marketten çok ucuza aldım . Bir paketi 2.95 tl. Eee burada çıktıdan birşeyler yazdırma şansım varsa da vallahi uğraşmadım. ''Kimi bulacağım'' şimdi dedim. Oturdum beyaz kartondan diş şeklinde kestiğim kartları şahane(!) el yazımla doldurdum. Sabuna güzel bir fiyonk attığım organze tüllere, çengelli iğneyle taktım. Yapıştırıcı bile kullanmadım sizin anlayacağınız. Çengelli iğneler de annemle halamın evlerinden topladığım malzeme. Lazım olur diye nazar boncuklu çengelli iğneleri almışlar saklıyorlar. Bakın lazım oldu işte. 

Böylece % 100 el yapımı diş buğdayı sabunlarımız hazır oldu. Mis gibi de kokuyorlar.

16 Temmuz 2013 Salı

Erikli Tart



Zonguldaktayım bugünlerde. Malum Laliş'e kalabalıkla bakınca benim de vaktim çoğaldı. Geçenlerde de annem tarif defterlerini düzenlerken Emine Beder'in elmalı tart tarifini buldu. Gazeteden bilmem kaç senesinde kesilmiş.O kadar eski yani. Ben de illaki yeni bir tarif deneyeceğim ya attırmadım onu anneme, sakladık. Bugün de çıkarıp yaptım.

Olmadı.

Bildiğin olmadı.

Emine Beder diye herşeyi güzel olacak değil ya.

Napalım kusura bakmasın.

Tarif şöyle;

4 yumurta(ne gerek varsa 4 yumurtaya)
1 su bardağı pudra şekeri
1 paket margarin-oda ısısında
3 su bardağı un
1 paket kabartma tozu

İşte gerisi bildiğin tarif formaliteleri. Emine Beder'in tarifinde elmalı yapılmış.

Ben bizimkilerin erik ağacı bu sene coştuğu için erikli yaptım. Ama erikli tartı öneririm yani güzel oldu erikler fırında pişince. Zaten evde taze erik, erik marmelatı ve erik kompostosundan geçilmiyor. Tarta başka meyve koysak ayıp olurdu

''Eee beğenmediğin tarifi neden yazdın buralara?'' derseniz. Ben yemekte üstad değilim. Olurda ''bu tarif güzelmiş canım kesin bu beceriksiz yapamamıştır, elinden güzel bir şey çıkmıyordur'' diyen olursa diye yazdım.

Böyle şeyler düşünene de aşkolsun yaneeeee.Çoook ayıp.

Hadi iyi geceler. Laliş bile uyudu.  :))

''En tembel blog'' kategorisinin birincisi belli oldu

Duyduk duymadık demeyin...En tembel blog kategorisinde ''Zuhal'in Müzesi''isimli blog birinci seçildi.

''Sonradan vay ben duymadım vay ben görmedim, böyle bir kategori olduğunu bilseydim ben de kendimi aday gösterirdim'' demeyin arkadaşşşş!!!

Cümle alem biliyor.

15 Mart 2013 Cuma

Blog yazmayı özledim...

Uzun zamandır sayfamı açmamışım bile. Halbuki buraya, buralara çok düşkünüm. 

Deniz Lal büyürken herşeyin bana bu kadar zor geleceği hiç aklıma gelmemişti. Bunun sebebi 34 yaşında anne olmam olabilir mi? Enerjim ne kadar az geliyor bana. Ve de tahammülüm. 

Ek gıdaya geçtik bir de. Yeni doğduğunda nasıl panikliyorsam o haldeyim birkaç gündür. Yavaş yavaş rahatlamaya başladım. İki arkadaşım var; Ayten ve Rızkat.  Ben ''onu yemiyor, bunu yemiyor'' dedikçe minnoşun ağzına ağzına verdiler. O  cadı da onların elinden şıp şıp yedi ya. Deneyim böyle birşey demek ki. İlk doğduğunda bir süre kaşık ve bieronla beslemiştim deniz Lal'i ama unutmuş ikisini de.  Şimdi yeniden tanıyor kaşığı. Slikon kaşık aldım bilmem gerek var mıydı? Ama aldım işte çok çekici ve yumuşacık görünüyorlardı. Biri pembe diğeri mor. 

Aslında anam babam usulü severim ama...çay kaşığı da çok sert anacım. 

Yeni eve taşındık bir de anam ağladı taşınana kadar. Topkapı sarayını size ayarladık  süresiz kalabilirsiniz deseler gitmem. Tövbeler olsun gitmem. Bebekle daha da bir zor taşınmak falan. Ne olsa minnoşumdan biliyorum ben de ya neyse...

Yeni evimizde mutfak açık balık kızartmak yasak. Hiç çekemem kokusunu.

Ama yatağımda uyuyamıyorum. Neden alışamıyorum bilemem. Üç hafta oldu taşınalı, kaliteli bir uyku çekemedim daha. Neden bu kadar zor eskilerden kopmak, neden, neden,neden...

İşte böyle...özledim dediydim ya başlıkta onda böyle :)

8 Şubat 2013 Cuma

Ağız sulandıran karpuz şekilli diş kaşıyıcı



Wee'nin bu ürünü yaklaşık 5 tl.

Şekli ve rengi çok cezbedici olduğundan  görür görmez aldım.  Benim bile ısırasım geldi.

Deniz Lal henüz diş çıkarmıyor ama bulduğu her şeyi ağzına atıyor. En çok  da kolayına geldiği için olsa gerek önlüğünü ve battaniyesini yalıyor. Ben de eline şimdiden bu diş kaşıyıcılarından veriyorum. En azından yıkayıp verdiğim için ne kemirdiğini biliyorum.

Tavsiye ederim...


5 Şubat 2013 Salı

çocuklar yesin diye...çubuk kraker ve kaşar peynirden cadı süpürgesi...



Facebook'dan takip ettiğim BEBEK ANNELERİ  isimli sayfa bugün paylaşmış bu resmi.

Sadece çocuklar yesin diye değil davetlerimizde yetişkinler için de kullanabiliriz bu fikri. Görüntü şahane gerçekten.

17 Ocak 2013 Perşembe

Vazodan tea-light



Yeni yıla cicim ve eşimle beraber evde girdik.

Son ana kadar da evi hiç süslemedim.

Ama bu Deniz Lal'in ilk yılbaşısıydı.

Son anda bir çam ağacı ve resimlerini görmüş olduğunuz vazodan bozma tea-light'ları yaptım.

Bunlar eşimin bazı özel günlerimizde bana gönderdiği çiçeklerin vazoları. Çiçekçiler içlerine taş  ya da midye kabuğu gibi objeler koyuyor. Çiçekler solunca elimizde tüm bunlar kalıyor malum. Çiçekleri kurutmak gibi bir girişimimde olmaz benim açıkçası. Çok tasvip etmediğim bir olay. Solsunlar ki yenisi gelsin değil mi:)

İşte böylece tek yaptığım içlerine birer mum koymak oldu.

Bana sorarsanız evdeki herşey tea-light olabilir.

Bardak fincan, kase, şekerlik, saksı...

Görüntüsünü beğendiğiniz herşey.

Burada gördüğünüz gibi en olmaz dediğiniz şey bile...

26 Aralık 2012 Çarşamba

Seksi mutfak önlükleri




Yılbaşı hediyeleriniz bunlardan biri olsun istemez misiniz? 

Tam da siz mutfakta koştururken eşiniz gelirse ;)))

Bunlar ve daha fazlası bitenekadar.com'da

24 Aralık 2012 Pazartesi

Mim...

Sevgili Aslı beni mimlemiş. Vallahi ne yalan söyleyeyim kendim yazıp kendim okuyorum zannediyordum. Birilerinin benden haberdar olması pek hoşuma gitti. Böyle hissettirdiğin için çok teşekkürler Aslı. :)

***

Mantığın mı yoksa duyguların mı ön plandadır?

Bende hangisinin öne çıkacağı pek belli olmuyor. Duruma göre değişiyor sanırım. Bir bakıyorum en kritik kararları kalbimle almışım, bir bakıyorum  ciddi ciddi, mantığımı çalıştırıyorum. Sanırım böyle olması gerekiyor. Sadece biriyle olmaz. Mantık ve kalp beraber çalışmalı. Arada bir biri diğerine ''kardeşim sen az çekil şöyle bu konu bende'' demeli

İnsanlar niye mutlu değiller? Niye gözlerinin önündeki mutlulukları görmüyor ve şükretmesini bilmiyorlar?

İnsanlar mutlu değil çünkü daha çok maddi şeye sahip olduğunda mutlu olunacağını sanıyor. Özellikle yeni yetişen toplum böyle.Halbuki elektrikler kesildiğinde bile mutlu oluyorum ben o an dünyada sadece ben, eşim ve cici kızım kalıyor gibi. Hiç birşey dikkatimizi dağıtamıyor. Öylece oturuyorum boş boş.
İnsana empoze edilen yaşam mutlu olmasına engel oluyor.Ama yine de herşeye şükretme taraftarı değilim. Bu biraz polyannacılık oluyor. İnsan mutlu veya memnun değilse şükredemezki.


Çok para harcayıp, keşke almasaydım ya da harcamasaydım dediğin bir şey var mı?

Olmaz mı? Hem de neler neler. Ama çok para harcayarak değil. İlk aklıma gelen Deniz Lal için aldığım müzikli dönence. Müzik kutusu elimde kaldı çünkü.

Haklı olduğun bir konuda kendini savunur musun? Yoksa susmak adalet mi dersin?

Ben beni anlamayacak hiçbir insan için çene kaslarımı yormam. 

Tok gözlü müsün? Yoksa her şeyim olsun diyenlerden misin?

Tok gözlüyüm.  Herşeyin mütevazi olanına sahip olsam yeter bana. Yani zaruri ihtiyaçların.



23 Aralık 2012 Pazar

Evdeki son durum...

Evdeki son durum aynen şöyle;

Malum bugün pazar...

Ev bebekli her ev gibi dağınık. (bebekli evler dağınık değil mi, ben öyle avutuyorum kendimi ona göre)

Engin spor haberleri, spor yorumları, maç tekrarları gibi sporla alakalı ne varsa hepsini izlemeye çalışıyor. Aynı anda Deniz Lal bebişim de püskürttüğü tükürükleri alnına kadar sıçratarak dikkat çekiyor. Engin onun yanında oturduğu için sürekli siliyor ve her seferinde ''daha az önce sildim ya'' diyerek 3 aylık bir bebekten çok şey bekliyor. Bu arada Deniz Lal cin gibi etrafa bakıp duruyor, oyun istiyor. Yanından uzaklaşıldığında değişik sesler çıkararak bizi çağırıyor(tam da şu an olduğu gibi)

Ben mi?

Ben de sıradan bir pazar gününden çok şey bekliyorum. Durumu vahim olan benim. :(

İyi pazarlar...